“İskenderiye’de Zamanın Tanrısı: Aion–Chronos’un Sırrı”

Aion–Chronos figürü, özellikle Geç Helenistik ve Roma dönemlerinde zamanın kişileştirilmesi olarak ortaya çıkan karma bir tanrısal tasvirdir. Bu figür, genellikle aslan başlı ve yılanla sarılmış insansı bir beden şeklinde tasvir edilmiştir. En iyi örneklerinden biri Mısır’da İskenderiye Greko-Romen Müzesi’nde sergilenen aslan başlı Aion rölyefidir. Bu rölyefte tanrı dört kanatlı (iki yukarı, iki aşağı), aslan başlı ve insan gövdeli olarak betimlenir;…

“İskenderiye’de Zamanın Tanrısı: Aion–Chronos’un Sırrı” için yorumlar kapalı

“İskenderiye’nin Üç Kültürü: Kom el Shoqafa Katakompları”

Kom el Shoqafa Yeraltı Mezarları, Mısır’ın İskenderiye kentinin batısında yer alan ve Roma dönemine tarihlenen, çok katlı yapısıyla dikkat çeken benzersiz bir yeraltı nekropolüdür. Arapça adı “Kum el Şukafa” (كهف كوم الشقافة), “çömlek yığını höyüğü” anlamına gelir. Bu isim, antik dönemde mezarı ziyaret edenlerin yanlarında getirdikleri yiyecek ve içecekleri tükettikten sonra kaplarını mezarlık alanında kırıp bırakmalarıyla oluşan toprak kap yığınlarından…

“İskenderiye’nin Üç Kültürü: Kom el Shoqafa Katakompları” için yorumlar kapalı

“Tüylerimizi Diken Diken Eden Duygu: Frisson Nedir?”

Hiç bir şarkının tam ortasında tüylerinizin diken diken olduğunu, sırtınızdan aşağı tatlı bir ürperti dalgası geçtiğini hissettiniz mi? Ya da bir film sahnesi sırasında, gözleriniz dolarken aynı anda vücudunuzun hafifçe titrediğini? İşte bu anlara bilimsel olarak “frisson” deniyor. Fransızca kökenli bu kelime, kelimenin tam anlamıyla “ürperti” anlamına geliyor ama aslında çok daha fazlası: Frisson, duyguların bedene dokunduğu, estetiğin sinir sistemimizde…

“Tüylerimizi Diken Diken Eden Duygu: Frisson Nedir?” için yorumlar kapalı

“Appalachian Gothic’in Kökenleri: Folklor, Korku ve Toplumsal Kimlik”

Sislerin ardında kaybolan patikalar, rüzgârın ağaçların arasından geçerken taşıdığı uğultular ve geçmişin yükünü omuzlarında taşıyan terk edilmiş kasabalar… Appalaş Dağları yalnızca Amerika’nın doğusunda uzanan bir sıradağ silsilesi değil, aynı zamanda modern korku anlatılarının en derin, en tekinsiz sahnelerinden biridir. Yüzyıllardır şekillenen halk hikâyeleri, yerli efsaneler, kaçakçıların ve maden işçilerinin bıraktığı izlerle harmanlanan bu bölge, zamanla edebiyat ve sinemada “Appalachian Gothic”…

“Appalachian Gothic’in Kökenleri: Folklor, Korku ve Toplumsal Kimlik” için yorumlar kapalı

“Tanrısız Bir Doğa: Werner Herzog Grizzly Man İncelemesi”

Sinemanın bana göre en büyüleyici yanı, kameranın bir insanın zihninin içini gösterebilmesidir. Bazen bu, bir karakterin gözyaşında, bazen doğanın sessizliğinde, bazen de hiçbir kelimenin söylenmediği bir sahnede kendini belli eder. Bazı yönetmenler, bu sınırı bir gözlemci olarak aşmadan gösterir; bazıları ise oraya bizzat girer, kendi varlığını da anlatının parçası haline getirir. Werner Herzog tam da bu ikinci türdendir. Onun filmleri…

“Tanrısız Bir Doğa: Werner Herzog Grizzly Man İncelemesi” için yorumlar kapalı

“İngiliz Kooperatifi: Kadıköy’ün İlk Ticarethanesinin Tarihi”

Kadıköy’ün ticari geçmişi, yalnızca çarşısının hareketliliğiyle değil, yüzyılı aşkın süredir ayakta kalmış yapılarıyla da okunabilir. Bu yapılardan biri, Surp Takavor Ermeni Kilisesi’nin karşısında yer alan ve halk arasında “İngiliz Kooperatifi” ya da “İngiliz Pazarı” olarak bilinen iki katlı taş binadır. 19. yüzyılın son çeyreğinde İngiliz Levanten topluluğu tarafından kurulan bu mağaza, yalnızca Kadıköy’ün değil, İstanbul’un da ilk organize perakende ticarethanelerinden…

“İngiliz Kooperatifi: Kadıköy’ün İlk Ticarethanesinin Tarihi” için yorumlar kapalı

“Hayalet ve Karanlık: Tsavo’nun İnsan Yiyen Aslanları “

1898 yılında Britanya İmparatorluğu, Afrika’daki en iddialı altyapı projelerinden birini yürütüyordu: Uganda Demiryolu. Bu demiryolu, Doğu Afrika’nın iç kesimlerini Hint Okyanusu kıyısındaki Mombasa limanına bağlamayı amaçlıyor, böylece İngiliz sömürge yönetiminin hem askeri hem de ticari kontrolünü pekiştiriyordu. Ancak Kenya’nın Tsavo bölgesinde inşa edilen köprü aşamasında beklenmedik ve korkutucu bir engel ortaya çıktı: iki erkek aslan. Yaklaşık dokuz ay boyunca bu…

“Hayalet ve Karanlık: Tsavo’nun İnsan Yiyen Aslanları “ için yorumlar kapalı

“Korku Sineması Tarihine Giriş, Korku Nedir?”

Korku gerçektir. Yüzleşmek zorunda olduğumuz çıplak hakikattir; karşında dişlerini sıkarak bıçağını kaldırmış bir katil, yerde yatan ölü eş, aynadaki sarkmış et, topun peşinden koşarken kamyonu fark etmeyen bir çocuk, kulağından çıkan bir böcek, ya da iktidarı ele geçirmiş Naziler… Korku, olur. Olanın kendisidir. Peki “korku” ile “dehşet” arasındaki fark nedir? Önce dehşet (terror) gelir—gerilim, beklenti, en kötü ihtimale açık bir…

“Korku Sineması Tarihine Giriş, Korku Nedir?” için yorumlar kapalı

“Çocukların Hayal Doktoru: Dr. Seuss’un Unutulmaz Hikâyeleri”

Çocuk edebiyatı denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri şüphesiz Dr. Seuss’tur. Gerçek adıyla Theodor Seuss Geisel, 20. yüzyılın ikinci yarısında yazdığı kitaplarla yalnızca çocukların değil, yetişkinlerin de hayal gücünü harekete geçirmiştir. Onun eserlerinde kahkahalarla eğlence, ritmik kafiyelerle dil oyunu, rengârenk çizimlerle görsel şölen bir araya gelir. Ancak Dr. Seuss’u özel kılan, sadece sevimli karakterler ve tekerlemeler yaratması değildir. Aynı zamanda…

“Çocukların Hayal Doktoru: Dr. Seuss’un Unutulmaz Hikâyeleri” için yorumlar kapalı

“Neden Kutuplarda Canlılar Daha Büyük? Polar Gigantism’in Sırrı”

Kutup bölgeleri, yeryüzünün en zorlu yaşam alanlarından biri olarak bilinir. Aşırı düşük sıcaklıklar, uzun süren karanlık dönemler ve sınırlı besin kaynakları, canlılar için olağanüstü adaptasyon stratejileri geliştirmeyi zorunlu kılmıştır. Bu uyum biçimlerinden en dikkat çekici olanı, “kutup devleşmesi” ya da bilimsel adıyla polar gigantism fenomenidir. Kısaca tanımlamak gerekirse kutup devleşmesi, bazı deniz canlılarının düşük enlemlerdeki akrabalarına kıyasla çok daha büyük…

“Neden Kutuplarda Canlılar Daha Büyük? Polar Gigantism’in Sırrı” için yorumlar kapalı