“Yazarlık, Piyasa Baskısı ve Bağımlılık: Stephen King Misery İncelemesi”

Stephen King’in kült eseri Misery, ilk bakışta "saplantılı bir hayranın esir aldığı yazar" temasını işleyen tipik bir gerilim metni gibi görünse de, yazarın kendi içsel dünyasında ve anlatımında metnin damarlarına işleyen iki devasa gerilim hattı mevcuttur. Bunlardan ilki, King’in 1980’lerin ortasında alkol ve kokain kullanımıyla giderek derinleşen, hayatını tehdit eden bağımlılık krizidir. İkincisi ise, popüler kültürün yarattığı "okur beklentisi" ile…

“Yazarlık, Piyasa Baskısı ve Bağımlılık: Stephen King Misery İncelemesi” için yorumlar kapalı

“Denize Yazılmış Bir Aşk Mektubu : Luc Besson Le Grand Bleu İncelemesi”

Luc Besson’un filmografisini tamamlamaya çalıştığım bu yolculukta sıra sonunda Le Grand Bleu’ya geldi ve buna gerçekten sevindim. Bu noktaya kadar Besson’u, kendi zevklerim açısından, ortalama bir yönetmen olarak görüyordum. Léon’u henüz izlemedim ve açıkçası onu izlediğimde fikrimin değişebileceğini de düşünüyorum. Ancak şunu net bir şekilde söyleyebilirim: bu filmle birlikte her şey değişti. Kariyerinin erken döneminde çekilmiş olmasına rağmen son derece…

“Denize Yazılmış Bir Aşk Mektubu : Luc Besson Le Grand Bleu İncelemesi” için yorumlar kapalı

“Tanrısız Bir Doğa: Werner Herzog Grizzly Man İncelemesi”

Sinemanın bana göre en büyüleyici yanı, kameranın bir insanın zihninin içini gösterebilmesidir. Bazen bu, bir karakterin gözyaşında, bazen doğanın sessizliğinde, bazen de hiçbir kelimenin söylenmediği bir sahnede kendini belli eder. Bazı yönetmenler, bu sınırı bir gözlemci olarak aşmadan gösterir; bazıları ise oraya bizzat girer, kendi varlığını da anlatının parçası haline getirir. Werner Herzog tam da bu ikinci türdendir. Onun filmleri…

“Tanrısız Bir Doğa: Werner Herzog Grizzly Man İncelemesi” için yorumlar kapalı