Kadıköy’ün ticari geçmişi, yalnızca çarşısının hareketliliğiyle değil, yüzyılı aşkın süredir ayakta kalmış yapılarıyla da okunabilir. Bu yapılardan biri, Surp Takavor Ermeni Kilisesi’nin karşısında yer alan ve halk arasında “İngiliz Kooperatifi” ya da “İngiliz Pazarı” olarak bilinen iki katlı taş binadır. 19. yüzyılın son çeyreğinde İngiliz Levanten topluluğu tarafından kurulan bu mağaza, yalnızca Kadıköy’ün değil, İstanbul’un da ilk organize perakende ticarethanelerinden biri olarak kabul edilir.
Binanın geçmişi, Osmanlı’nın kapitülasyonlarla şekillenen ticari düzeninden Cumhuriyet’in erken dönemine, 6–7 Eylül 1955 olaylarından günümüzdeki restorasyon sürecine kadar uzanan geniş bir tarihsel çerçeve sunar. 1884 tarihli yapının sahibi Surp Takavor Ermeni Kilisesi Vakfı’dır; ancak yapı, kuruluşundan itibaren İngiliz, Yahudi ve Rum girişimcilerin ortak faaliyetleriyle işletilmiştir. Bu çokkültürlü yapı, Kadıköy’ün 19. yüzyıldaki Levanten ticaret ağının en önemli örneklerinden biri olmasının yanı sıra, İstanbul’daki Batılılaşma sürecinin gündelik hayattaki izdüşümlerinden birini de temsil eder.
Bugün önünden geçenler için sıradan bir mağazadan ibaretmiş gibi görünen İngiliz Kooperatifi binası, aslında Kadıköy’ün sosyoekonomik dönüşümünün, ticari kültürünün ve gayrimüslim girişimciliğinin sessiz bir tanığıdır. Duvarlarının ardında, İngiliz mallarının sergilendiği vitrinlerden Rum şarküterilerine, 1950’lerin kentsel gerilimlerinden modern restorasyonlara kadar uzanan bir hikâye saklıdır.

Kuruluş ve İlk Dönem (1873–1922)
Dünya’da modern anlamda ilk tüketim kooperatifi, 1844 yılında İngiltere’nin Rochdale kasabasında dokuma işçileri tarafından kurulmuştu. “Rochdale İlkeleri” olarak bilinen bu sistem, ortak sermayeyle işletilen, kârın üyeler arasında paylaştırıldığı ve toplumsal fayda gözeten yeni bir ticaret anlayışını temsil ediyordu. Bu model, kısa süre içinde İngiltere genelinde yayılmış ve sömürge imparatorluğunun farklı bölgelerine de taşınmıştı.
Osmanlı İmparatorluğu’nda ise “kooperatif” kavramı henüz bilinmiyordu. Ancak kapitülasyonlarla Avrupalı tüccarlara tanınan ayrıcalıklar, 19. yüzyıl boyunca özellikle İstanbul, İzmir, Galata ve Kadıköy gibi liman kentlerinde Levanten (Avrupa kökenli Osmanlı tebaası) topluluklarının ekonomik faaliyetlerini hızla artırmıştı. Bu bağlamda İngiliz uyruklu tüccar James Whittall, 1873 yılında İzmir’den İstanbul’a taşınarak Kadıköy–Moda bölgesine yerleşti. Whittall ailesi, Osmanlı’nın son döneminde ülkenin en etkili Levanten ailelerinden biri olarak, hem ticari hem diplomatik çevrelerde büyük nüfuz sahibiydi. Whittall ailesinin etkisini ve bıraktığı izleri ilerleyen yazılarımızda detaylıca anlatacağız.
Whittall, Moda’da geniş araziler satın aldı; burada köşkler, bahçeler ve hatta daha sonra Anglikan Kilisesi’ni de içeren bir yerleşke kurdu. Bu İngiliz kolonisi, 19. yüzyılın son çeyreğinde Kadıköy’ün çehresini belirleyen en önemli topluluklardan biri haline geldi. Kapitülasyonların sağladığı vergi muafiyetleri, özel mahkemeler ve ticari kolaylıklar sayesinde İngiliz tüccarlar, ithal ürünleri doğrudan Avrupa’dan getirme ve satma imkânına sahipti.

Bu ticari ortam içinde, 1884 yılında Surp Takavor Ermeni Kilisesi Vakfı’na ait bir arsada iki katlı bir ticaret yapısı inşa edildi. Cephe alınlığında, inşa tarihinin yanında Ermeni alfabesiyle “S” ve “T” harfleri (Surp Takavor) işlenmişti. Yapının mülkiyeti Ermeni Kilisesi Vakfı’na ait olmakla birlikte, bina İngiliz topluluğu tarafından kiralanarak “The Economic Co-Operative Society” adıyla faaliyet göstermeye başladı. Türkçeye çevrildiğinde bu ad “Ekonomik Kooperatif Topluluğu” anlamına gelir ve bu isim, zamanla halk arasında “İngiliz Kooperatifi” olarak benimsendi.
Mağaza, dönemin koşullarına göre son derece modern bir yapıya sahipti. Zücaciyeden sabunlara, ithal içkilerden şarküteri ürünlerine kadar geniş bir yelpazede İngiltere’den getirilen mallar burada satışa sunuluyordu. Özellikle konservesi, reçelleri, baharatları ve domuz ürünleri ile meşhurdu. Bu ürünler, İstanbul’un diğer bölgelerinde kolayca bulunamayan ithal mallardı. Bu nedenle İngiliz Kooperatifi, yalnızca Levanten ve gayrimüslim halka değil, Osmanlı’nın yüksek gelirli Müslüman sınıflarına da hitap eden lüks bir perakende noktası haline geldi. Bu çeşitlilik, yalnızca ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda İstanbul’un gayrimüslim topluluklarının Avrupa ile kültürel bağlarını koruma biçimiydi. İngiliz Kooperatifi, böylece hem ticaret hem yaşam tarzı açısından “Batılı tüketim kültürü”nün yerel bir yansıması haline geldi.

Mağaza, yalnızca bir ticaret merkezi değil, aynı zamanda Kadıköy’deki İngiliz topluluğunun sosyal buluşma alanı olarak da işlev görüyordu. 1906 tarihli haritalarda binanın iki ayrı bölümden oluştuğu görülmektedir; meydana bakan cephedeki kısım ticarethane olarak kullanılırken, Mühürdar Sokağı’na uzanan uzun bölümün ise yeme–içme ve toplantı amaçlı bir salon olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. 1907 yılı civarında bu iki kısım birleştirilmiş, yapının iç duvarlarından birinde yeni bir kapı boşluğu açılmıştır. Böylece İngiliz Kooperatifi, tam anlamıyla tek hacimli bir ticaret kompleksi hâline gelmiştir.

Mimari açıdan yapı, bodrum + zemin + birinci kattan oluşur ve toplam 561 m² büyüklüğündedir. Taşıyıcı sistemi yığma kâgir, döşemeleri ise ahşap kirişli volta tavanlıdır. Bu yapı tekniği, 19. yüzyıl sonu İngiliz sivil mimarisinin Osmanlı’da uyarlanmış bir versiyonu olarak değerlendirilebilir. Zemin katta büyük vitrin açıklıkları, iç kısımda alçı süslemeli tavanlar ve kalem işi bezemeler bulunurdu. Binanın hem Muvakkithane Caddesi (meydan) hem de Mühürdar Sokak tarafında kapısı vardı; bu da onun iki yönlü ticaret akışına açık tasarlandığını gösterir.
İç mekânda kullanılan düzen, çağdaşı Avrupa mağazalarına benzer biçimde sınıflandırılmış raf sistemleriyle donatılmıştı. Bodrum kat depo olarak işlev görürken, birinci katta muhasebe ve yönetim ofisleri yer alıyordu. Bu yapısal ve işlevsel organizasyon, İngiliz Kooperatifi’ni yalnızca bir dükkân olmaktan çıkarıp, dönemin İstanbul’undaki ilk modern ticari işletmelerden biri hâline getirmiştir.
Arditi ve Curis Aileleri: Rum, Yahudi ve İngiliz Ortaklığı (1922–1955)
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasıyla birlikte, yüzyıllardır süregelen kapitülasyon sistemi ortadan kalkmaya başladı. Bu sistem, Avrupa uyruklu tüccarlara Osmanlı topraklarında vergi muafiyeti, özel yargı hakkı ve geniş ticari serbestlik tanıyordu. Ancak savaş sonrası siyasi düzen, artık bu ayrıcalıkların sürdürülemeyeceği yönündeydi. Lozan Antlaşması’nın 1923 yılında imzalanmasıyla kapitülasyonlar resmen kaldırılınca, Levanten kökenli İngiliz ailelerin bir kısmı Türkiye’den ayrıldı ya da ticari faaliyetlerini yerli ortaklara devretti.
Bu dönüşüm süreci, Kadıköy’deki İngiliz Kooperatifi için de belirleyici oldu. İngiliz Whittall ailesi 1922 yılında mağazayı devretme kararı aldı. Böylece, dönemin ticari koşullarına uygun yeni bir ortaklık yapısı doğdu. Mağaza, bu tarihten itibaren “Ekonomik Kollektif Şirketi” adıyla faaliyetini sürdürdü — bu isim, hem İngilizce “Economic Co-Operative Society” ifadesinin Türkçeleştirilmiş biçimiydi, hem de dönemin ticari dilinde modern, ortaklık temelli bir işletme modelini temsil ediyordu.

Yeni sahipler, Kadıköy’ün çokkültürlü ticaret hayatını yansıtan farklı kökenlerden geliyordu: Nessim Bension Arditi, Yahudi asıllı bir tüccardı; tabelada adı “N.B. Arditi” olarak yer alıyor, ailesi ise Yeldeğirmeni semtinde yaşayan tanınmış bir cemaat mensubu olarak İstanbul’un ticaretle uğraşan Yahudi burjuvazisini temsil ediyordu. Makedonya kökenli bir Rum olan Luka Dimitriovich (Demeter), Osmanlı döneminden itibaren Pera ve Kadıköy çevresinde etkin Rum tüccar topluluğunun saygın bir üyesiydi. Birkaç yıl sonra ortaklığa dâhil olan Vasilis Curis (Djuris) ise İstanbullu bir Rum’du; genç yaşta İngiliz Kooperatifi’nde çalışmaya başlamış, ticaretin tüm inceliklerini bu dükkânın rafları arasında öğrenmişti.
Bu ortaklık, yalnızca ekonomik bir işbirliği değil, aynı zamanda Kadıköy’ün Yahudi–Rum–Levanten ticaret çevrelerinin birlikte var olabildiği son örneklerinden biri haline geldi. Ortakların farklı kültürel kökenlere sahip olması, mağazanın ürün seçimini ve müşteri kitlesini de çeşitlendirdi.

Mağaza, yalnızca Kadıköy’de değil, İstanbul’un diğer semtlerinde de tanınır hale gelmişti. Dönemin gazetelerinde “Ekonomik Kollektif Şirketi”nin çeşitli şubelerine dair ilanlar bulunur; bu da Kooperatif’in yalnızca tek bir dükkân değil, bir marka kimliği kazandığını gösterir. 1930’lu yıllarda ithalat sınırlamaları ve döviz politikaları nedeniyle pek çok yabancı mallar mağazası kapanırken, İngiliz Kooperatifi faaliyetini sürdürmeyi başardı. Bunun en önemli nedeni, işletmecilerin yerli kökenli olmaları ve bölge halkıyla güçlü sosyal bağlar kurmuş olmalarıydı.
Bu yıllarda Kadıköy, İstanbul’un gayrimüslim nüfusunun yoğunlaştığı bir semt olarak, İngiliz Kooperatifi’nin müşteri profilini de belirlemiştir. Özellikle Rum, Ermeni ve Yahudi aileler burada alışveriş yapar; bayram dönemlerinde dükkânın önünde ithal şarap, şekerleme ve zeytinyağı kuyrukları oluşurdu. Dönemin tanıklıkları, mağazanın içini “Avrupa’dan bir parça” olarak tarif eder: raflarda dizili teneke kutular, İngiliz etiketli reçeller, cam şişelerde viskiler ve pirinçten yapılmış eski teraziler…
İngiliz Kooperatifi’nin vitrini, 1930’ların modernleşen Kadıköy’ünde yalnızca ekonomik değil, kültürel bir göstergedir. Bu dükkân, İstanbul’daki gayrimüslim toplulukların ticari dinamizmini temsil ederken, aynı zamanda Cumhuriyet’in erken döneminde özel girişimcilik ve kentli yaşam kültürünün sürekliliğini de simgeliyordu.
Böylece 1950’li yıllara kadar İngiliz Kooperatifi, Kadıköy’ün en saygın ticarethanelerinden biri olarak varlığını sürdürdü. Ancak şehir hızla değişiyor, politik atmosfer giderek geriliyordu. 1950’lerin ortasında İstanbul’un çokkültürlü ticaret düzenini kökten sarsacak olaylar yaklaşmaktaydı — ve İngiliz Kooperatifi de bundan muaf kalamayacaktı.
6–7 Eylül Olayları ve Yeniden Doğuş (1955–1970)
1950’li yıllar, Türkiye’nin siyasal ve toplumsal tarihinde büyük kırılmalara sahne oldu. Soğuk Savaş döneminde Batı’ya yönelen dış politika ve ekonomik liberalleşme adımları bir yandan modernleşmeyi teşvik ederken, diğer yandan iç politikada milliyetçiliğin ve dini kimliğin öne çıktığı bir atmosfer yarattı. Bu ortamda gayrimüslim vatandaşlar, özellikle Rum, Ermeni ve Yahudi cemaatleri, giderek artan ekonomik ve toplumsal baskıların hedefi hâline geldi.
6–7 Eylül 1955 gecesi, Selanik’te Atatürk’ün doğduğu eve atılan bir bomba haberinin kışkırttığı olaylar, kısa sürede Türkiye’nin birçok şehrine yayıldı. Ancak en büyük tahribat İstanbul’da, özellikle de gayrimüslimlerin yoğun olarak yaşadığı Beyoğlu, Galata, Kurtuluş ve Kadıköy gibi semtlerde yaşandı.

Kadıköy’ün kalbinde, Surp Takavor Kilisesi’nin tam karşısında yer alan İngiliz Kooperatifi, bu olaylardan ağır şekilde etkilenen işletmelerden biri oldu. Tanıklıklara göre, yağmacılar gece saatlerinde çarşıya girdi, dükkânın kepenkleri kamyonla söküldü ve mağaza kısa sürede tahrip edildi. Raflardaki ithal mallar, şişeler, züccaciye ürünleri parçalandı; vitrin camları tuzla buz oldu. O yıllarda hâlâ “Ekonomik Kollektif Şirketi” adıyla faaliyet gösteren bu mağaza, Rum ve Yahudi ortaklarıyla, tam anlamıyla çokkültürlü bir geçmişin sembolüydü. Dolayısıyla saldırı yalnızca bir dükkâna değil, Kadıköy’ün uzun süre bir arada yaşam kültürüne de yönelmişti.
Ancak Kadıköy, bu olayların ardından İstanbul’un diğer bölgelerinden farklı bir tablo sergiledi. Yerel esnaf, komşuluk dayanışmasıyla zarar gören gayrimüslim işletmelere destek oldu. İngiliz Kooperatifi’nin yeniden açılabilmesi için çevre bakkallar, tüccarlar ve toptancılar mal kredileri sağladı; birçok ürün komisyon alınmadan verildi. Bu dayanışma sayesinde mağaza kısa sürede toparlandı ve ticari faaliyetlerine yeniden başladı.
Olayların ardından yönetimi devralan kişi, ortaklardan Vasilis Curis’in oğlu Hristo Kostaki (Taki) Curis oldu. Taki Curis, babasının yanında yetişmiş, mağazanın tüm işleyişini bilen bir tüccardı. 1950’lerin sonlarından itibaren işletmenin tüm sorumluluğunu üstlendi ve İngiliz Kooperatifi’ni yeni dönemin koşullarına uyarlamaya çalıştı.

Bu dönemde mağazanın iç düzeni büyük ölçüde yeniden yapılandırılmıştı. Meydana bakan giriş kısmında züccaciye ürünleri — tabak, çatal-bıçak takımları, porselenler ve ithal cam eşyalar — sergilenirken, Mühürdar Sokağı’na bakan bölüm ikiye ayrılmıştı: ön kısımda şarküteri, arka kısımda ise bakkaliye yer alıyordu. Bu bölümde ithal konserve gıdalar, reçeller, İngiliz çayları, sabunlar ve şaraplar satılıyor; raflar Avrupa’dan gelen ambalajlı ürünlerle doluydu. Kasası giriş kısmında bulunan mağazada, müşteriler ödemelerini yaptıktan sonra mallar özenle özel kâğıtlara sarılarak teslim ediliyor, bu da İngiliz Kooperatifi’nin “Batılı hizmet anlayışı”nı simgeliyordu. Arka tarafta yer alan depodan ürünler, “vinç” olarak adlandırılan elle çalışan bir manivela sistemiyle üst kata çıkarılıyor; bu katta ise idari ofis, hesap defterlerinin tutulduğu masa, eski tip yazarkasalar ve raflarda uzun süre bozulmayacak stok ürünleri bulunuyordu.
Dükkânın iç mekânı, İngiliz döneminden kalma düzenini büyük ölçüde koruyordu: gri mozaik zeminler, yüksek tavanlı odalar, ahşap merdivenler ve 19. yüzyıldan kalma vitrin çerçeveleri… Bu detaylar, İngiliz Kooperatifi’nin yalnızca bir satış noktası değil, Kadıköy’ün belleğinde korunmuş bir zaman kapsülü olduğunu gösteriyordu. Toplumun belleğinde ise bu dükkân hâlâ “İngiliz Pazarı” olarak anılıyordu. Yağmalanmasına rağmen, dükkânın adı da itibarı da silinmemişti. Kadıköy halkı, burayı yalnızca alışveriş yapılan bir yer değil, semtin geçmişine açılan bir pencere olarak görüyordu.

Geçmişte Rumlar’ın yoğun olarak yaşadığı İstanbul semtleriyle ilgili kitaplar yazan Orhan Türker’in Halkidona’dan Kadıköy’e Körler Ülkesinin Hikâyesi adlı kitabındaki “6-7 Eylül olaylarında Moda Çarşısı” başlıklı bölüm şöyle;
“O yıllarda Moda Çarşısı adeta bir operet dekorunu çağrıştıracak kadar renkliydi. Caddenin iki yanına dizili dükkânların sahipleri ve çalışanları–birkaç Türk’ün dışında- çoğunlukla Rumlardan oluşuyordu. Meyhaneci Perikli, kasap Aleko, manav Dimitro, berber Vladimiros, eskici Aleko gibi isimler arasında serpilmiş birkaç Türk, Bulgar ve Ermeni dükkânı da vardı. Çarşıda Rumca, bazen Türkçe’den daha fazla kullanılıyordu. 6 Eylül olayları Kadıköy’de İstanbul’un pek çok yerinde yaşananlara göre ucuz atlatılsa da, evlerin camları kırılıp kapıları zorlanmıştı. 7 Eylül sabahı cam kırıklarından geçilmeyen Moda çarşısında sağlam veya tahrip olmuş her dükkkânın önünde bayraklar asılıydı. Meyhaneci Perikli’nin dükkânının önü parçalanmış, masa, sandalye ve tabak çanakla dolmuştu. Kırılan şişe ve fıçılardan dökülen rakı ve şarapların kokusu tüm sokağı kaplıyordu. Pastacı Stasuli’nin dükkânı da tamamen tahrip olmuştu. Sokağa yığılan camların arasında ezilmiş kadife çikolata kutuları, kırık limonata bardakları vardı. Yerlere saçılmış kakao ve vanilya torbalarından ortalığa tarifi güç, hoş bir koku yayılıyordu. 6-7 Eylül gecesinin maddi hasarı Kadıköy’de çabuk silindi ve hayat görünürde normale öndü. Ama bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Bu olay, 9 yıl sonra Yunan vatandaşlarının sınırdışı edilmesiyle birlikte Rumların göçü için itici etken oldu.”

1950’lerin sonunda ve 1960’ların başında İngiliz Kooperatifi, yeniden istikrara kavuştu. İstanbul’da ithalatın devlet kontrolüne girdiği yıllarda bile, dükkân bazı malları özel izinlerle ithal edebildi. Bu, hem eski itibarı sayesinde hem de ortakların yerel ticaret çevrelerindeki saygınlığıyla mümkün olmuştu. Hristo Curis, bu dönemde mağazayı “modern ama köklü” bir çizgide tutmaya özen gösterdi; İngiliz Kooperatifi’ni bir anlamda kültürel sürekliliğin sembolü haline getirdi.
1960’lara gelindiğinde, artık Kadıköy hızla kentleşiyor, küçük dükkânların yerini büyük mağazalar almaya başlıyordu. Ancak İngiliz Kooperatifi, nostaljik cazibesini koruyarak ayakta kaldı. Raflarındaki ürünler değişmiş, müşteri kitlesi dönüşmüş olsa da, binanın mimarisi, atmosferi ve hatta vitrindeki yazı karakterleriyle bile 19. yüzyılın sonundaki İngiliz ticaret estetiğini yansıtmaya devam ediyordu.
Son Kuşak: Hristo Curis ve Binanın Kapanışı (1970–2006)
1970’li yıllar, İngiliz Kooperatifi’nin tarihindeki son parlak dönem olarak kabul edilir. İstanbul’un hızla değiştiği, eski esnaf kültürünün yerini modern mağazacılığa bıraktığı bir dönemde, İngiliz Kooperatifi hâlâ geleneksel çizgisini koruyor; vitrinlerinde İngiltere, Fransa ve Yunanistan’dan gelen malları sergilemeye devam ediyordu. Kadıköy Çarşısı’nın giderek kalabalıklaştığı, çevrede yeni ticaret merkezlerinin açıldığı bu yıllarda bile, bina hâlâ bir “zaman kapsülü” gibi kendi atmosferini koruyordu.
Bu dönemde ortaklık yapısı yavaş yavaş dağılmaya başladı. 1978 yılında Nessim Bension Arditi İsrail’de vefat etti; ardından 1988’de oğlu Aaron (Anri) Arditi, İstanbul’da yaşamını yitirdi. Anri Arditi’nin eşi Lizet Arditi ortak gibi haklarını koruduysa da işlerle ilgilenmedi. 1996 yılında Luka Dimitriovich (Demeter) de vefat etti; onun yerine eşi Sofia Demeter benzer şekilde pasif ortak olarak hisselerini sürdürdü. Böylece, Hristo Kostaki (Taki) Curis, mağazanın tek aktif işletmecisi hâline geldi.
Curis, babası Vasilis Curis’in izinden giderek çocukluğundan beri mağazada büyümüş, ticareti neredeyse bir miras olarak devralmıştı. Onun için İngiliz Kooperatifi yalnızca bir iş yeri değil, bir yaşam alanıydı. Bir röportajında söylediği şu sözler, binanın hem tarihini hem de duygusal bağını yansıtır niteliktedir:
“Şu döşemelerde babamın saç telleri var. Mobilyaların kimisi babamdan, kimisi öncesinden kalma. Cumhurbaşkanları, büyükelçiler, kimler geçmedi ki buradan… Her köşesi anılarla dolu. Burada yaşlandım; ömrüm yettiğince burada kalmak istiyorum.”
Bu ifade, Kooperatif’in yalnızca ticari değil, ailevi ve kültürel bir miras haline geldiğini gösterir. Hristo Curis döneminde mağaza, artık “İngiliz” karakterini büyük ölçüde kaybetmiş olsa da, “Kadıköy’ün İngiliz Pazarı” olarak anılmaya devam etti. Ürün yelpazesi dönemin ithalat yasaları ve ekonomik dalgalanmalarına bağlı olarak daraldı; ancak raflarda hâlâ yabancı mallar, sabunlar, reçeller ve ithal şarküteri ürünleri yer alıyordu.

1970’ler ve 1980’ler boyunca mağaza, hem nostaljik hem de yerel bir simgeye dönüştü. Cumhuriyet kuşakları için burası, çocukluklarının kokusunu taşıyan bir mekândı. Yaşlı Kadıköylüler hâlâ İngiliz Kooperatifi’ni “her şeyin bulunabildiği” dükkân olarak anar; dükkânın önünden geçen tramvaylar, sabahları cam vitrinlere vuran güneş ışığı ve içeriden gelen reçel, mum ve baharat kokusu hafızalarda canlı kalırdı.
Fakat 1990’ların sonuna gelindiğinde, ekonomik koşullar değişmişti. Küreselleşme, büyük zincir marketlerin açılması, AVM’lerin yükselişi ve ithalat rejimindeki reformlar, küçük ölçekli aile işletmelerinin ayakta kalmasını zorlaştırıyordu. Buna karşın Hristo Curis, geleneksel esnaf anlayışını sürdürmekte kararlıydı. Her sabah dükkânı kendi elleriyle açıyor, defterleri kendi yazısıyla tutuyor, müşterileriyle bizzat ilgileniyordu.
Bu dönemde mağazanın iç düzeni neredeyse hiç değişmedi. Gri mozaik zemin, ahşap kirişli tavanlar, 19. yüzyıldan kalma raflar ve vitrin çerçeveleri hâlâ orijinal biçimini koruyordu. Zemin kattaki raflarda ithal konserve kutuları, İngiliz çayları ve sabunlar; üst katta ise eski defterler, faturalama kayıtları ve el yazısıyla yazılmış stok listeleri yer alıyordu. Curis’in odasında, duvarda hâlâ “The Economic Co-Operative Society” tabelasının kopyası asılıydı — bir dönemin anısı olarak.
Ancak bu köklü gelenek, 2000’li yılların ortasında beklenmedik bir biçimde sona erdi. Mülk sahibi olan Surp Takavor Ermeni Kilisesi Vakfı, 2006 yılında kira anlaşmazlığı gerekçesiyle tahliye kararı aldı. Bu karar, yalnızca bir dükkânın kapanışı değil, Kadıköy’ün ticari belleğinde bir sayfanın kapanışı anlamına geliyordu. Hristo Curis, yaşlılığına rağmen uzun süre direndi; “burada yaşlandım, burada ölmek istiyorum” sözünü sık sık yineliyordu. Ancak yasal süreç sonunda dükkân boşaltıldı.

2000’li yıllara gelindiğinde, İngiliz Kooperatifi artık yalnızca bir dükkân değil, Kadıköy’ün hafızasının canlı bir parçasıydı. Ancak 2004 yılında, mülk sahibi Surp Takavor Ermeni Kilisesi Vakfı ile kiracı Hristo Curis ve Ortakları Ekonomik Koll. Şti. arasında kira farkı nedeniyle bir ihtilaf başladı. Vakıf, 2003–2004 dönemine ait kira farklarının ödenmediği iddiasıyla mahkemeye başvurdu. Kadıköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi, 21 milyar TL’lik kira farkı alacağına hükmetti. Curis, ödemeyi vakfın hesabına yatırdığını belgeleyerek itiraz ettiyse de, mahkeme kira bedellerinin “elden ödenmesi gerektiğine” hükmederek tahliye kararı verdi.
Yargıtay’ın da onamasıyla 2006 yılında İngiliz Kooperatifi, 127 yıllık faaliyetinin ardından kapılarını kapatmak zorunda kaldı.
Bu süreç, yalnızca bir mülkiyet anlaşmazlığı değil, bir aile tarihinin son perdesi olarak hafızalara kazındı.
127 yıl boyunca faaliyet göstermiş olan İngiliz Kooperatifi, 2006 yılında resmen kapılarını kapattı. Kadıköy halkı için bu olay yalnızca bir işletmenin kapanışı değil, bir dönemin kapanışı olarak görüldü. Kapanış haberleri gazetelerde yer aldı; eski müşteriler vitrin önüne çiçekler bıraktı, kimi yerel yayınlar “Kadıköy’ün İngiliz Pazarı sustu” başlığıyla haberi duyurdu.
Böylece, 19. yüzyılda James Whittall’ın öncülüğünde başlayan, Arditi ve Curis aileleriyle devam eden ve üç yüzyılı bulan bu hikâye, 2006’da sessizce son buldu. Binanın kapısında asılı duran tabela kaldırıldı, vitrinler boşaldı; yalnızca binanın taş duvarları ve önündeki yaşlı akasyalar, bir zamanların o canlı İngiliz Kooperatifi’nin varlığını hatırlatmaya devam etti.
Sonuç
2006 yılında, kira anlaşmazlığı sonucu kapılarını kapatmak zorunda kalan İngiliz Kooperatifi binası, 127 yıllık kesintisiz ticaret hayatının ardından uzun bir sessizlik dönemine girdi. Çarşının en eski binalarından biri olmasına rağmen, bir süre boyunca kaderine terk edildi; boş vitrinleri, kilitli kapıları ve tozlanmış tabelasıyla Kadıköy’ün unutulmaya yüz tutan geçmişine sessizce tanıklık etti.
Yaklaşık dört yıl süren bu atıl dönemin ardından, 2010 yılında yapı restorasyona alındı. Yapının mülkiyetini elinde bulunduran Surp Takavor Ermeni Kilisesi Vakfı, cepheyi koruyarak, dış mimariyi aslına yakın biçimde yeniledi. Kadıköy’ün simge yapılarından biri olan Cavit Paşa Konağının da restorasyonunu üstlenen mimar Özgür Turan Akşan tarafından yürütüldü.
Ancak yapının yeni kiracısı, bir kültür mirasıyla özdeşleşmiş mekânın ruhunu koruyacak bir kurum değil, Akçaabat Köftecisi adlı bir zincir restoran oldu. Böylece Kadıköy’ün ilk ticarethanesi, kentin gastronomik kimliğine karışarak tamamen farklı bir işlev üstlendi. Yenileme süreci, ne yazık ki yapının iç planlamasındaki özgün kurguyu büyük ölçüde değiştirdi: İngiliz döneminden kalma ahşap kirişler, volta tavanlar ve özgün raf sistemleri sökülerek yerlerine modern mağaza düzenlemeleri yapıldı. Ancak, yapının dış cephesinde hâlâ 19. yüzyılın özgün izleri görülebilmektedir. Cephedeki armada işlenmiş Ermeni alfabesindeki “S” ve “T” harfleri (Surp Takavor’u temsil eden monogram) bugün bile dikkatli bir gözle fark edilebilir.
Bina, restorasyonun ardından bir spor ayakkabı mağazası olarak yeniden faaliyete geçti. İç mekân artık bambaşka bir işleve hizmet etse de, dış görünüşü hâlâ Kadıköy’ün tarihî dokusuna ait bir unsur olarak ayakta durmaktadır. Binanın önündeki iki yaşlı akasya ağacı, İngiliz Kooperatifi’nin en eski tanıkları olarak hâlâ yerindedir; bu ağaçlar, 19. yüzyıl sonlarından beri sayısız dönüşüme, esnaf değişimine ve kuşaklar arası hikâyeye tanıklık etmişlerdir.
Ne var ki, İngiliz Kooperatifi’nin geçirdiği dönüşüm yalnızca bir bina değişimi değil, aynı zamanda Kadıköy’ün kolektif hafızasında yaşanan bir kırılmanın da simgesidir. Cemşit Piran’ın da vurguladığı üzere, Kadıköy’deki birçok tarihî yapı gibi İngiliz Kooperatifi de bir vakıf mülkü olduğu için benzer bir akıbete uğramıştır. Ankara Pastanesi, Reks Sineması, Markiz Pastanesi gibi semtin simge yapıları da, zamanla vakıf yönetimleriyle kiracılar arasındaki anlaşmazlıklar yüzünden el değiştirmiş, hatta bazıları tamamen yok olmuştur. Bu durum, “vakıf” adını taşıyan kurumların, asıl amacı olan tarihî mirası koruma görevini ne kadar yerine getirebildiği sorusunu da beraberinde getirmektedir.
İngiliz Kooperatifi’nin kapanışı, yalnızca bir işletmenin sonu değil, Kadıköy’ün çokkültürlü ticaret düzeninin de kapanışı anlamına gelir. 19. yüzyılın Levanten ekonomisiyle biçimlenmiş bu yapı, İngiliz, Yahudi ve Rum ailelerin ortak emeğiyle ayakta kalmış; üç farklı kültürün birlikte ürettiği bir ticari ahlâkın ve toplumsal uyumun sembolü olmuştur. Yüz yılı aşkın bir süre boyunca Kadıköy’ün çarşısında faaliyet göstermiş bu mağaza, yalnızca bir ticaret noktası değil, Batılı tüketim kültürünün İstanbul’daki ilk örneklerinden biri olarak da kent tarihine kazınmıştır.
Bugün, binanın önünden geçen çoğu kişi, bir zamanlar burada Türkiye’nin ilk perakende zincirlerinden birinin bulunduğundan habersizdir. Ancak taş duvarları, pencere kemerleri ve cephedeki küçük armalar, hâlâ geçmişin izlerini taşımaktadır. İngiliz Kooperatifi’nin hikâyesi, yalnızca Kadıköy’ün değil, İstanbul’un modernleşme sürecinin, çokkültürlü kimliğinin ve ticari belleğinin bir özeti gibidir.
Her ne kadar yerini bugün sıradan vitrinler almış olsa da, İngiliz Kooperatifi’nin her tuğlası, İstanbul’un Levanten mirasının sessiz bir yankısı olarak kalmaya devam etmektedir. Belki bir gün, bu binanın üzerinde yeniden “Ekonomik Kadıköy – The Economic Co-Operative Society” tabelası görülmez; ancak tarihî hafızasında hâlâ o isimle anılacaktır. Zira, bir kentin kimliğini yaşatan şey yalnızca binalar değil, onlara sinmiş hikâyelerdir — ve İngiliz Kooperatifi’nin hikâyesi, Kadıköy’ün belleğinde yaşamaya devam etmektedir.
Kaynaklar
“Bu yazı, Cemşit Piran’ın 20 No’lu Tramvay Kadıköy–Moda adlı eserindeki bilgiler, Ben Arditi’nin paylaşımları, İstanbul Dergisi arşivi ve çeşitli tarihî belgelerden yararlanılarak hazırlanmıştır.”
- Arditi, B. (2019, Eylül). İngiliz Kooperatifi hakkında açıklama [Facebook gönderisi]. Kadıköy Ansiklopedisi Grubu.
https://www.facebook.com/groups/kadikoyansiklopedisi - Cemşit Piran, C. (1998). 20 No’lu Tramvay Kadıköy–Moda. İstanbul: [Yayınevi belirtilmemiş].
- Deniz Kavukçuoğlu, D. (2010). Moda’da Gezinti. İstanbul: Doğan Kitap.
- Hürriyet Gazetesi. (2006, Mart 12). Ermeni Vakfı’ndan Rum kiracıya tahliye kararı. Hürriyet Arşiv.
https://www.hurriyet.com.tr - İstanbul Dergisi. (1990’lar). İngiliz Kooperatifi arşiv fotoğrafları ve tarihî belgeler. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları Arşiv Koleksiyonu.
- Kadıköy Belediyesi. (2004). Kadıköy Tarihi Yapılar Envanteri. İstanbul: Kadıköy Belediyesi Kültür Yayınları.
- Kuriş, H. K. (2004). Kriton Curi’nin anısına: Kadıköy’de çevre bilinci ve mirasın korunması. Boğaziçi Üniversitesi Arşiv Belgeleri.
- Piran, C. (Aktaran). (2015). Ekonomik Kadıköy – İngiliz Kooperatifi’nin Hikâyesi. İstanbul: İstanbul Dergisi Arşivi.
- Whittall, J. (Arşiv Belgesi). (1906). The Economic Co-operative Society Haritası ve Yapı Planı. İstanbul Arkeoloji Müzesi Arşivleri.
